17 Şubat 2011 Perşembe

10-15 dünlük

10 gün olmuş gelipte iki kelam etmeyeli, 10 günü anlat desen hatırlayamam da şimdi bu kafayla. Zaten yarın danışmanla görüşme var ona da 1 aylık anlatcam. Of ya. Bu bile sıkıntı oldu işte. Anlaki 10 gündür ne haldeyim. Yine dağıttım kendimi.

Gerçi kötü tarafından bakmamak lazım, dağınığım ama güzel rüyalar görüyorum, sıklıkla gülüyorum. Yalnızca iş yerinde ve yalnızken biraz sinir stresin etkisi altına girebiliyorum. İnsan davranışlarına çünkü sadece bu zamanlarda yoğunlaşıp hep bana karşı yapılmış bişeyler olduğunu buralarda kurguluyorum. Evet evet kurguluyorum.

----------------------------------------

Danışmanla görüşüldü. genel olarak 1 aylık süre içinde yaşadıklarımız ilişkilerimiz vs. konuşulduktan sonra varılan sonuç: duygusal ilişkilere girme konusundaki yeteneksizliğim ve tüm dünyaya "biz arkadaşı, kardeşiz" mesajını verdiğimdir.

Sıkıldım gerçekten. Hiç yazasım yok bugünlerde ama yazamkta istiyorum. Anlatacak o kadar çok şey varki, hem unutmaktan hem anlatmaktan korkuyorum....

31 Ocak 2011 Pazartesi

Abartmayalım...

Bugün kötü bi gündü. Muhtemeldirki pek çok insan pazar günlerini iple çekiyordur, dinlenmek, gezmek..vb için. Sanırım benim için kötü bi gün. Kendimi anlamakta zorluk çekiyorum yada zorluk çekmek için mi anlamıyorum acaba?

Uzatmayacağım. Bugün beni yine üzdüler, etrafımdaki insanlara her ne kadar "üzülmedim, ben böyle şeyleri takmam" gibi saçma sapan şeyler söylesemde. üzüldüm. Güvenim  yani özgüvenim bir iki basamak aşağıya düştü. Böyle durumlarda genelde suratı asık, gözleri dolu dolu dolaşırım ve her türlü olumsuzluğu üstüme çekerim. Sonra birine patlar ve durumu daha b..ka dönüştürürüm. En sonunda danışmana gider anlatır biraz kendime gelirim.

Hayattan ne beklediğim ve istediğimle ilgili net bişey söyleyemediğimden sanırım bu durum hep aynı olmuştur. Kötü günler birbirini kovalayacak bu ara. Dikkatli olayım

30 Ocak 2011 Pazar

Tekerrür halleri

Bak yine aynı şeyler oluyor. Oysa nasılda toparlanmıştım son aylarda. takıntıları, karşılıkları, gereksiz merakları olmayan huzur dolu, mutlu aylar. Ama yine sonuna geldik sanırım. Yine geliyorsun adım adım hayatıma, bu huzuru bozmaya, yeni ama tanıdık o huzur(suz)u getirmeye.

Aylardır belki haftada bir, hani derler ya "ayda yılda bir" gibi düşüyordun aklıma. Ama şimdi yine geldin, hergün girmeye aklıma. Buna izin veremem, nasıl yapacağım bilemiyorum ama izin veremem.

Lütfen ama lütfen beni bu halimle bırak, aklıma düşüecek şeyler yapma. Bana kendini hatırlatma....

24 Ocak 2011 Pazartesi

Takıntı

hastalık durumu hala devam ediyor ama dinlenecek ve iyileşecek fırsat olmadı bir türlü. dünden önceki gün bütün gün eğitim sonra yani dün (pazar) yaklaşık 10 saat dans çalışması derken bünyemin bana isyan etmesi çok normal. Bir an önce iyileşmem lazım ama nasıl?

Neyse bu konuları geçiyorum.
Kafam karışık bu birkaç gündür. Bazı hatalar yapmışım geçmişte, şimdi onları toparlayamıyorum. Hata derken, balzac a ait bir söz geldi aklıma tam böyle miydi bilemiyorum ama anlam itibariyle aynı "insanlara nankörlük edecek kadar hizmet etmeyeceksin". İşimi hep doğru olduğunu düşündüğüm için belli bir çerçevede yaptım. yani pazar çalışmak gerekirse pazar çalıştım, ama kimse bana pazar günü çalıştığım için teşekkür bile etmedi.Bende beklemedim. Yani o benim görevim olmuştu sanırım. Ama bir başkasından pazar günü çalışması istenildiğinde bir rica,teşekkür gırla gidiyor. Durumu düzeltmenin bir yolu olmalı, ki bu yol sanırım biraz sıkıntılı olacak....

20 Ocak 2011 Perşembe

pek bi memnun oldum.

Nasıl bir hastalık anlatamam. Sanki ciğerlerim sökülüyor öksürürken ama inatla işe geliyorum ve doktora gitmiyorum. Akşama da dans kursuna gideyim ki zatureden ölmeme ramak kalsın.

Neyse hastalık bahane, T. nin arıyor olması şahane. Hayır öyle gereksiz şeyler için aramıyor.Yani desemki aklına esiyor bi bahane yaratıp arıyor, daha çok sevinirdim ama bu gayet mantıklı sebeplerle arıyor. Tabi burda benim egomu okşamak ve kendimi iyi hissetmek için sorduğum şu soruya yanıt vermek gerekiyor. Aynı şeyi konuşup paylaşabileceği o kadar insan varken neden beni arıyor?
ne güzel ne güzel...

18 Ocak 2011 Salı

Gündem

Memleketim her gün yeni bir gündeme uyanıyor, ama son zamanlara görüyorum ki gerçekten uyanıyor(umuyorum). Sabah sokağa bi çıkıyosunuz benzine zam gelmiş, ertesi gün otobüse dolmuşa zam gelmiş. Daha yaşına yeni girmiş çocuk açlıktan ölmüş, Karadeniz Ege Akdeniz demeden heryerde HES ler santraller, 600 milyon dolar gibi bir rakamla devlet bir spor klübüne stad yapıyor.

Galatasaray taraftarı tüm arkadaşları ahada buradan (başka mekanım yok) tebrik ediyorum. O taşın toprağın içinde yürüye yürüye, çamura toza bulana bulana o stada gidecekler, üstüne bi sürü azar işitecekler bide kuzu kuzu dinleyip dönecekler miydi?. 1 Allah kuruşu vermediniz diyenler vergilerimizi, Ali Samiyen in arsasını ne yapmışlar? Galatasaraylı değilim ama benimde hakkım var orda. 600 milyon doların 1 Allah kuruşu(ne olduğunu bilmiyorum) benim olsa gerek. 

Önce benzine zam yok sonra otobüse sonrada senden farklılar diye otobüs sayısını yarım saatte bire indir. Sonrada deki bunlar anarşist. Değiller, bunlar insan ama tanımaman normal...

Çok sinirliyim çok. hele bugün açlıktan ölmüş bebeğin haberini okuyunca birilerinin midesine kömür kovası boşaltasım geldi.Nasıl olsa dağıta dağıta bitiremediler.

Hastayım.... her kime? sanaaa

Gerçekten hastayım, boğazım yanıyor. kulaklarımdan ateş topları çıkacak gibi. İzin alıp eve mi gitsem netsem ki....

Bu arada sabah T. aradı. Ölüyorum bu çocuğun hassasiyetine ya. Sevgili olmasada acayip değerli bi arkadaş, çok memnunum kendisinden :)